top of page

GÖR BENİ



“Gör beni!” çığlıkları belki de “bana bak, beni tanı, beni anla” çığlıklarıdır. Gördüğümüz her şeye gerçekten bakıyor muyuz? Önce bunu sorgulamalıyız.

Gördüklerimiz parmağımızın ucunda. Çoğuna bakmadan geçiyoruz. Dokunduğumuz beğenme butonu çoğu zaman bir alışkanlık sadece. “Seni takip ediyorum… Ben de buradayım” demenin hızlı bir yolu belki. Ama her beğendiğimize gerçekten bakıyor muyuz?

Belki çoğunluk için görmekle bakmak aynıdır. Oysa birçok şeyi görürüz; fakat ancak baktığımızda anlarız. Bir ağaca bakarız, “ağaç işte” der geçeriz. Ama gerçekten baktığımızda yapraklarının yeşilini, dallarının eğilişini, hatta yuva yapmış bir kuşu bile fark edebiliriz.

Çağın getirdikleriyle birlikte birçok şeyi çok çabuk tüketiyoruz. İzlediğimiz, takip ettiğimiz hayatları bile… Bakmadan gördüklerimizle yetiniyor, gördüğümüz şeyleri bir gün sonra unutuyoruz.

Bir doktorun anlatımları, bir güzellik uzmanının tavsiyeleri…Bakmadığımız için gördüklerimizle yargılıyoruz insanları. Cenazede gülen birini hemen umursamazca eleştiriyoruz. Oysa gözlerindeki hüznü göremiyoruz; çünkü bakmıyoruz.

Sanal dünyada birbirimizi sadece gördüğümüz için sıcak sohbetler kuramıyoruz. Filtreli yüzler gibi, kalplerimize de filtre takmış gibiyiz.

Hepimiz yapıyoruz bunu. En güzel sofralar, en güzel manzaralar, en güzel kıyafetler ayarlanıyor görünmek, görünür olmak için.

Belki de “gör beni” çığlıkları, “bak bana, beni anla” çığlıklarının sanal halidir.

Comments


bottom of page